پايگاه اطلاع رساني دفتر آيت الله العظمي شاهرودي دام ظله
ArticleID PicAddress Subject Date
{ArticleID}
{Header}
{Subject}

{Comment}

 {StringDate}
Thursday 21 November 2019 - الخميس 22 ربيع الأول 1441 - پنج شنبه 30 8 1398
 
 
 
  • İmam Hâdî (a.s)'ın Mucizeleri ve Gaybla İlişkisi   
  • 2010.06.17 20:37:19  
  • CountVisit : 147   
  • Sendtofriend
  •  
  •  
  • 1- Çocuk Yaşta İmamet ve Önderlik
    2- Abbasî Halifesi "Vasık"ın Ölüm Haberini Vermek  

    3- Türkçe Konuşmak 4- Yırtıcı Hayvanların Saygısı

    5- İmam Hâdî aleyhisselam 'ın Heybet ve Azameti

    6- İçindekileri Haber Vermek ve Kabul Olunan Dua

    7- Komşunun Sorununu Halletmek

    8- Ebu Haşim'e Yardımcı Olmak

     


    Diğer Ehlibeyt İmamlarının aleyhimusselam hayatlarında da dediğimiz gibi; Masum İmamlar sahip oldukları masumiyet ve imamet makamından dolayı Allah Teala ve gayb alemi ile özel bir ilişkiye sahiplerdi; onların da peygamberler gibi imamet makamları ve Allah Teala ile ilişkilerini teyit eden mucize ve kerametleri vardı. Gerektiğinde o yüce zevatların ilahî ilim ve güçlerinin örnekleri -Allah'ın izniyle- zuhur ediyor, izleyicilerini eğitmeye ve imanlarını güçlendirmeye neden oluyor ve yine hak üzere olduklarını gösteren apaçık bir delil ve hüccet sayılıyordu.
    Hz. İmam Hâdî aleyhisselam 'dan da tarih ve hadis kitaplarında kaydedilen bir çok keramet ve mucizeler görülmüştür; fakat onların hepsini nakletmek için müstakil bir kitaba ihtiyaç vardır; biz kısaca geçmek istediğimiz için burada örnek olarak onlardan sadece birkaçını zikretmekle yetiniyoruz:

    1- Çocuk Yaşta İmamet ve Önderlik

    Daha önce de değindiğimiz gibi İmam Hâdî aleyhisselam değerli babasının şehadetinden sonra sekiz yaşında imamet makamına geçti; bunun kendisi de en açık keramet ve mucizelerden sayılmaktadır; çünkü sırf ilahî bir makam ve mevki olan böyle önemli bir makam ve sorumluluğu üstlenmek değil çocukların, hatta aklı başı yerinde olgun kişilerin bile taşıyacağı bir iş değildir. Şia ulema ve muhaddislerinin Ehlibeyt İmamları aleyhimusselam 'dan her birinin şehadetinden sonra çeşitli meselelerde bir sonraki imama müracaat ettikleri ve hatta onu denedikleri ve yine Aleviler ve İmamın akrabalarından olgun yaşlardaki kişilerin sürekli imamın evine gidip geldikleri ve onunla ilişki içerisinde oldukları göz önünde bulundurulduğunda Allah'ın irade ve teyidi olmaksızın ve yine masumiyet ilişkisi, ilahî ilim ve güç olmaksızın bir çocuğun bu makam ve mevkii üstlenmesi, bütün soruları doğru bir şekilde cevaplaması, sorunlar karşısında insanlara mükemmel bir önderlik etmesi imkansızdır; açıktır ki hatta sıradan insanlar bile küçük yaştaki normali bir çocuğu bilinçli ve aydın bir imamdan ayırabilirler.
    İmam Cevad aleyhisselam da böyle bir duruma sahipti; biz o hazretin hayatı bölümünde, ilahî imamet makamının peygamberlik gibi insana Allah tarafından verildiğini ve bunun yaşla hiçbir ilgisi olmadığını açıklamıştık.

    2- Abbasî Halifesi "Vasık"ın Ölüm Haberini Vermek

    "Hayran-i Esbatî" şöyle diyor: Irak'tan Medine'ye gidip İmam Hâdî aleyhisselam 'ın huzuruna çıktım. İmam, "Vasık'tan ne haber?" diye sordu.
    Ben, "Fedanız olayım, sağlık ve sıhhat içerisindeydi; Irak'tan daha yeni geldiğim için bu konuda diğerlerinden daha fazla bilgim var benim" dedim.
    İmam, "Halk onun öldüğünü söylüyor" buyurdu.
    İmam bunu söyleyince "halk"tan maksadının kendisi olduğunu anladım. Sonra bana, "Cafer (Mütevekkil) ne yaptı?" buyurdu.
    Ben, "Zindandaydı; durumu çok kötüydü" dedim.
    İmam, "O, halife olacak" buyurdu.
    Daha sonra, "Peki İbn-i Zeyyat ne yapıyor?" diye sordu.
    Ben, "Halk onun yanındaydı; her yerde onun emri geçiyordu" karşılığını verdim.
    Bunun üzerine, "Riyaset onun için uğursuzdur" buyurdu.
    Sonra biraz sessiz kaldı; peşinden, "Takdir ve ilahî hükümleri uygulamaktan başka bir çare yoktur; ey Hayran! Bil ki, Vasık öldü; yerine Cafer b. Mutevekkil geçti ve İbn-i Zeyyat da öldürüldü" buyurdu.
    Ben, "Fedanız olayım; ne zaman?!" diye sordum.
    İmam, "Senin oradan ayrılmandan altı gün sonra" karşılığını verdi.[1]
    Bu konuşmadan birkaç gün sonra Mütevekkil'in elçisi Medine'ye geldi ve olayın İmam Hâdî aleyhisselam 'ın buyurduğu gibi olduğunu gördük.[2]

    3- Türkçe Konuşmak

    "Ebu Haşim Caferî" şöyle diyor: Vasık'ın ordusunun kumandanı "Boğa" Arapları yakalamak için Medine'den geçtiği sırada ben de Medine'deydim. İmam Hâdî aleyhisselam bize, "Gidip, bu Türk'ün teçhizatını görelim" buyurdu.
    Bunun üzerine dışarı çıkarak bekledik. Tepeden tırnağa donanmış ordu gelip karşımızdan geçti. Türk kumandan gelince İmam onunla birkaç kelime Türkçe konuştu. Bu sohbetten sonra kumandan atından inip İmamın atının ayağını öptü.
    Ben o Türk kumandanı Allah'a ant vererek, "Sana ne dedi?" diye sordum.
    Türk kumandan, "Bu adam peygamber midir?" dedi.
    Ben, "Hayır" dedim.
    Türk kumandan, "Beni, çocukken kendi bölgemizde çağırdıkları ismimle çağırdı; oysa şimdiye kadar hiç kimse bu ismimi bilmiyordu benim" dedi.[3]

    4- Yırtıcı Hayvanların Saygısı

    Ehlisünnet ulemasından "Şey Süleyman-i Belhî-i Kunduzî" "Yenabiu'l - Mevedde" adlı kitabında şöyle yazmaktadır: Mesudî şöyle nakletmiştir: Mütevekkil'in emriyle üç tane yırtıcı hayvanı getirip sarayının bahçesine bıraktılar. Sonra İmam Hâdî'yi sarayına davet etti. İmam saray bahçesine girince sarayın kapılarını kapamalarını emretti. Fakat o yırtıcı hayvanlar İmam'ın etrafında dönüyor, ona karşı saygı gösteriyorlar, İmam da elbisesinin koluyla onları okşuyordu. İmam daha sonra Mütevekkil'in yanına çıkarak bir süre onunla konuşup aşağı indi. İmam'a saraydan çıkıp gidinceye kadar yırtıcı hayvanlar yine ona karşı aynı hareketlerini sergilediler. Daha sonra mütevekkil İmam için büyük bir hediye gönderdi.
    Mütevekkil'e, "Amcan oğlu (İmam Hâdî aleyhisselam ) yırtıcı hayvanlara böyle davrandı; sen de aynı hareketi yapsana!" dediler.
    Mütevekkil, "Siz beni öldürmek mi istiyorsunuz?!" dedi ve sonra bu olayı kimseye söylememelerini emretti.[4]

    5- İmam Hâdî aleyhisselam 'ın Heybet ve Azameti

    "Eşter Alevi" şöyle diyor: babamla birlikte Mütevekkil'in evindeydik; o zaman küçük bir çocuktum ben. Ebutaliboğulları, Abbasoğulları ve Caferoğulları'ndan bir grup da oradaydı. O sırada İmam Hâdî aleyhisselam içeri girdi. Bunun üzerine oradaki herkesi imama saygı göstermek için aşağı indiler. İmam içeri girdi. Oradaki bazıları diğer bazılarına, "Neden bu genç için bineğimizden inelim; ne bizden daha üstün ve ne de yaşı bizden fazladır; vallahi onun için bineğimizden aşağı inmeyeceğiz" dediler!
    -O sırada orada olan- "Ehlibeyt Haşim-i Caferî" dedi ki, "Hayır vallahi! Onu gördüğ
    ünüz zaman saygı göstermek için tam bir alçaklıkla ineceksiniz."
    Çok geçmeden İmam, Mütevekkil'in evinden dışarı çıktı; oradakilerin gözü İmam'a ilişince hepsi aşağı indiler. Bunun üzerine Ebu Hişam, "Aşağı inmeyeceğiz demiyor muydunuz?!" dedi.
    Onlar ise, "Vallahi bundan kendimizi alamadık ve elimizde olmaksızın aşağı indik" dediler.[5]

    6- İçindekileri Haber Vermek ve Kabul Olunan Dua

    İsfahan'da "Abdurrahman" adında bir Şii yaşıyordu. Ona, "Neden bu mezhebi seçtin ve İmam Hâdî'nin imametine inandın?" diye sorduklarında dedi ki:
    "Ondan gördüğüm bir mucize için" dedi; "Ben fakir ve yoksul bir kişiydim. Fakat güçlü bir dilim ve cesaretim olduğu için İsfahan halkı bir yıl bir konuda şikayette bulunmak için bir grupla birlikte Mütevekkil'in yanına gönderdiler. Bir gün Mütevekkil'in evinin dışındayken "Ali b. Muhammed b. Rıza"yı çağırmalarını emretti. Ben oradakilerden birine, "Halifenin çağırdığı bu adam kimdir?" diye sordum.
    Adam bana, "Alevi bir adamdır; Rafiziler onu imam bilmektedirler" dedi ve daha sonra şöyle ekledi, "Halife onu öldürmek için çağırtmış olabilir."
    Ben içimden, "Bu Alevi gelip de onu görünceye kadar yerimden hareket etmeyeceğim" dedim. Bir süre sonra bir atlının Mütevekkil'in evine doğru hareket ettiğini gördüm. Halk, ona saygı göstermek için güzargahının iki tarafında sıraya geçmiş ona bakıyordu. Gözlerim ona ilişince sevgisi kalbimi sardı ve içimden Mütevekkil'in ona bir zarar vermemesi için dua etmeye başladım. Hazret halkın arasından geçerken atının yelesine bakıyordu; sağa-sola dikkat etmiyordu. Ben sürekli ona dua ediyordum. Bana ulaşınca tüm yüzüyle bana dönerek, "Allah senin duanı kabul etti; sana uzun ömür verdi; mal ve çocuklarını artırdı, dedi.
    Bu olaya tanık olunca beni titreme tuttu ve arkadaşlarımın ortasını düşüverdim. Arkadaşlarım, "Ne oldu?" diye sordular. Ben, "Hayırdır" dedim ve başka bir şey söylemedim. İsfahan'a dönünce Allah Teala bana çok miktarda mal verdi. Bugün evimdeki mallarımın değeri binlerce dirheme ulaşmaktadır; evimin dışındakileri ise hesaba katmıyorum. On çocuğum oldu, yaşım da yetmişi geçti; ben kalbimde geçenleri bilen ve hakkımda duası kabul olan kişinin imametine inanıyorum.[6]

    7- Komşunun Sorununu Halletmek

    Samerra'da İmam Hâdî aleyhisselam 'ın komşusu olan "Yunus Nekkaş" sürekli İmamın huzuruna çıkarak hazrete hizmet ediyordu.
    Bir defasında titrer vaziyette İmam'ın huzuruna gelerek, "Efendim! Aileme iyi davranmanızı vasiyet ediyorum" dedi.
    İmam, "Bir şey mi oldu?" buyurdu.
    Yunus, "Ölüme hazırlandım" dedi!
    İmam tebessüm ederek, "Neden?" buyurdu.
    Yunus dedi ki: Musa b. Boğa -Abbasilerin güçlü kumandanlarından ve saray ricallerinden- bana, üzerine bir şey işlemem için paha biçilmez bir yüzük taşı verdi. Ben bu taşın üzerine istediği şeyi işlemek isteyince taşı ikiye bölündü. Yarın yüzük taşını ona teslim etmem gerekiyor; Musa b. Boğa bana bin kırbaç vurduracak veya öldürecektir!"
    İmam, "Evine dön; yarına kadar hayır ve iyilikten başka bir şeyle karılaşmayacaksın" buyurdu.
    Ertesi günü sabahın ilk vakitlerinde Yunus tüm vücudunu titreme sardığı halde İmamın huzuruna gelerek, "Musa b. Boğa adam göndermiş yüzüğü istiyor" dedi.
    İmam, "Onun yanına var; hayırdan başka bir şey görmeyeceksin" buyurdu.
    Yunus, "Efendim! Ona ne söyleyeyim?" diye sordu.
    İmam tebessüm ederek, "Onun yanına var ve sana verdiği haberi dinle; hayır göreceksin" buyurdu.
    Yunus gitti ve güler yüzle dönüp dedi ki: "Efendim! Onun yanına vardığımda bana, küçük kızlarım bu yüzük taşı için kavga ettiler; bunu ikiye bölebilir misin; bu iş karşısında seni zengin ederim, dedi."
    İmam Hâdî aleyhisselam Allah'a şükredip Yunus'a, "Ona ne dedin?" buyurdu.
    Ben, "İzin ver biraz düşüneyim, bakalım bu işi nasıl yapabiliriz" dedim.
    İmam, "İyi bir cevap vermişsin" buyurdu.[7]

    8- Ebu Haşim'e Yardımcı Olmak

    "Ebu Haşim-i Caferî" şöyle diyor: Bir defasında kötü bir fakirliğe düşmüştüm. İmam Hâdî aleyhisselam 'ın huzuruna çıktım. Müsaadesiyle oturduktan sonra bana, "Ey Eba Haşim!" buyurdu; "Allah'ın sana verdiği nimetlerin hangisinin şükrünü yerine getirebilirsin?"
    Ben ne diyeceğimi bilemedim; sustum. Bunun üzerine İmamın kendisi şöyle buyurdu: "Allah sana iman nasip ederek onunla vücudunu cehennem ateşinden korumuş, sana sağlık ve selametlik vermiş, kendisine itaat etmen için sana yardımcı olmuş, sana kanaat lütfederek haysiyetini korumuştur."
    Sonra şöyle devam etti: "Ey Eba Haşim! Senin, sana bu kadar nimet veren kimseden bana şikayette bulunmak istediğini sanıyorum; onun için bunları söyledim. Ben sana yüz dinar (altın) vermelerini emrettim; onu al."[8]
    _________________
    [1] - İrşad-i Mufid, s. 309; el-Fusulu'l - Muhimme-i İbn-i Sabbağ-i Maliki, s. 279, biraz farkla; Nuru'l - Ebsar-i Şeblencî, s. 182.
    [2] - el-Fusulu'l - Muhimme-i İbn-i Sabbağ-i Maliki, s. 279; İhkaku'l - Hak, c. 12, s. 451.
    [3] - A'lamu'l - Vera, s. 359.
    [4] - İhkaku'l - Hak, c. 12, s. 451 - 452.
    [5] - A'lamu'l - Vera, s. 360.
    [6] - Biharu'l - Envar, c. 50, s. 141 - 142.
    [7] - Biharu'l - Envar, c. 50, s. 125 - 126.
    [8] - Biharu'l - Envar, c. 50, s. 129.

     
    FirstName :
    LastName :
    E-Mail :
     
    OpinionText :
    AvrRate :
    %0
    CountRate :
    0
    Rating :
     
     

    Address: The Al-ul-Mortaza Religious Communication Center, Opposite of Holy Shrine, Qom, IRAN
    Phone:+98251-7730490 - 7744327 , Fax: +98251-7741170
    E-Mail: info@shahroudi.net